Dini Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dini Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2012 Cuma

Hûd Eber Kur'an'da adı geçen peygamber

Hûd (Ar.هود), Kur'an'da adı geçen peygamberlerden birisidir. Eski Antlaşma'da adı Eber (İbr. עבר) olarak geçen peygamber ile Hûd peygamberin aynı kişi oldukları tahmin ediliyor.. Eski Ahit'in en eski Yunanca versiyonlarından birinde (Latince: Septuaginta) Eber'in yaşamış olduğu dönem, Kur'an'daki Hûd'un yaşadığı döneme denk düşer. Eber kelimesi kimi iddialara göre İbrani ve Arap kelimelerinin kökenini oluşturur. Yahudi kutsal metinlerinde bahsedilen Eber, Nuh'un soyundandır ve İbrahim'in atalarındandır. Bazı İslam kaynakları Hûd peygamberin 150 sene ömür sürdüğü ve peygamberlik yaptığı dönemin yaklaşık olarak İ.Ö. 2400 civarında olduğunu belirtir.

İslam'a göre Âd kavmine Allah tarafından uyarıcı olarak gönderilmiştir. Âd Kavmi Hûd'u yalanlamış, Allah'ın tanrılığını inkar etmiştir. İnananlar hariç doğru yola gelmeyen Âd Kavmi, yıldırımlar ve yedi gece sekiz gün süren dondurucu bir rüzgârla helak edilmiştir. Âd Kavmi'nin helak edilişi, Ahkâf Suresi'nde şöyle anlatılır:


21- Âd'ın kardeşini hatırla; onun önünden ve ardından nice uyarıcılar gelip geçmişti; hani o, Ahkâf'taki kavmini: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, gerçekten ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım" diye uyarmıştı.
22- Dediler ki: "Sen, bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan tehdit ettiğin şeyi bize getir."
23- Dedi ki: "İlim ancak Allah katındadır. Ben size gönderildiğim şeyi tebliğ ediyorum; ancak sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum."
24- Derken, onu (azabı) vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördükleri zaman "Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur" dediler. Hayır, o, kendisi için acele ettiğiniz şeydir. Bir rüzgar; onda acı bir azap vardır.
25- Rabbinin emriyle herşeyi yerle bir eder. Böylece meskenlerinden başka hiçbir şey(leri) görünemez duruma düştüler. İşte Biz, suçlu-günahkar bir kavmi böyle cezalandırırız.


Kur'an'da Hûd'un geçtiği yerler

Âd Kavmi'nin, ülkelerini kurmaları: 7:69; 26:128–129, 133–134; 41:15; 89:7–8.
Hûd'un öğütleri: 7:65–72; 11:50–57; 23:32; 26:124–127, 131–132, 135; 46:21–23.
Kavminin, Hûd'a meydan okumaları: 7:66–67; 11:53–55; 14:9; 26:123, 136–137; 38:12; 46:21; 50:13; 54:18.
Âd'ın helak edilişi: 7:72; 11:58, 89; 23:41; 25:38, 26:139, 29:38, 40; 40:31; 41:13, 16; 46:24–25; 51:41–42; 53:50; 54:19–20; 69:6–8; 89:6.


Kur'an'da adı geçen peygamber, Âd Kavmi, Hûd


25 Temmuz 2012 Çarşamba

Oruç nedir? Nasıl tutulur?

Allah-eser-green.pngOruç birçok dinde yer alan ve farklı biçimlerde yapılan bir ibadet türü. Farklı dinlerdeki oruç ibadetlerinin ortak noktası yemek, içmek veya cinsel ilişki gibi dünyevi hazlardan uzak durmaktır.İslam'ın şartlarından ve beş temelinden biri Ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç hicret'in ikinci senesinde Medine'de farz kılınmıştır.

Bakara Suresi'nde Kur'an'ın Muhammed'e gönderilmesinin Ramazan ayında başladığı ve bu ay içinde "oruç" tutmanın gerekli olduğu müslümanlara bildirilir; “ Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir”. (Bakara suresi 185. ayet)

'Oruç, Kur'an'a göre "Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. ……. Sabahın beyaz ipliği, siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yeyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın…” (Bakara-187) şeklinde tanımlanır.

Ayetteki siyah ipliğin geceyi veya karanlığı, beyaz ipliğin ise gündüzü veya aydınlığı ifade ettiği yorumları bulunmakta, ayrıca bazı din bilimcilerce orucun başlama zamanının sabah namazının başlama zamanı olan şafak vakti değil, gün doğumu olması gerektiği ifade edilir. (bkn. İmsak) Prof. Abdülaziz bayındır ise imsak vakti olarak sabah namazının giriş vaktini işaret etmekle birlikte Türkiyede bu vaktin doğru tesbit edilmediğini ve sabah namazının da erken kılındığını ifade etmektedir.

Oruç,geleneksel fıkıhçılara ve hadisçilere göre, niyetlenip Güneş'in ufuktan 12 derece altta bulunduğu andan (astronomiye göre alacakaranlık) akşam günbatımına dek, bir şey yeyip içmemektir.

Orucun 7 çeşidi

Farz olan oruçlar: Ramazan ayı orucu ve Ramazan ayı orucunun kazası farzdır.
Vacip olan oruçlar: Başlanmış nafile orucun bozulması halinde kazasının tutulması vacip olur. Adak orucunu tutmak ve bozulursa kaza etmek vaciptir.
Sünnet olan oruçlar: Muharrem ayının 9. ve 10. günlerinde veya 10. ve 11. günlerinde yani Aşure gününden 1 gün önce veya 1 gün sonra ekleyerek oruç tutmak sünnettir. Ayrıca Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutmak, Zilhicce ayının ilk dokuz günü, Şevval ayında 6 gün oruç tutmak da sünnettir.
Müstehab oruç: Her ayın (Hicri takvime göre) 13, 14 ve 15. günlerinde oruç tutmak hoş karşılanır.
Mekruh oruç: Yalnız aşure günü için bir gün yani 10 Muharremde tutulan bir günlük oruç mekruh oruçtur. Ramazan bayramının 1. günü ve Kurban bayramının ilk 4 gününde oruç tutmak harama yakın mekruh kabul edilmiştir.
Nafile oruçlar: Yukarıda sayılan maddeler dışında tutulan oruçlar nafile oruçlardır.

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Cebrâîl (Arapça: جبرائيل Cibrâ'îl veya جبريل Cibrîl) ( Allah'ın ' Cebr' i - gücü )

Allah-eser-green.pngCebrâîl (Arapça: جبرائيل Cibrâ'îl veya جبريل Cibrîl) ( Allah'ın ' Cebr' i - gücü ) İslam dininde dört büyük melekten biri. Görevi peygamberlere vahiy getirmektir.
İslam'da Cebrail

İslam’a göre peygamberlere vahiy getirmek, Allah'ın emir ve yasaklarını bildirmekle vazîfeli melektir. Dört büyük melekten birisi ve en üstünüdür.

Cebrâil'in ismi Kur’ân'da ayrıca Cibrîl, Rûh-ul-Emîn ve Rûh-ul-Kuds diye de zikredilmektedir. Cebrâil kelimesi lügatta "Allah'ın kulu" mânâsındadır. Cebrâil’e ayrıca Nâmûs-ı Ekber de denilmiştir.

Cebrâil, Muhammed'e Mekke yakınındaki Hira Dağında ibâdet ve tefekkürle meşgul iken gelerek ilk vahyi getirmiştir : "Yaratan Rabbinin adı ile oku! O, insanı pıhtılaşmış kandan yarattı! Oku, Rabbin büyük kerem sâhibidir. O, kalemle öğretir, bilmediklerini öğretti." (Alak sûresi: 1-3)

Cebrâil her şekle girebilirdi. Muhammed'e aslî şekliyle, biri Hira Dağında ve diğeri Miraç esnâsında Sidret-ül-müntehâda olmak üzere iki defâ görünmüştür. Cebrâil’in çoğunlukla ashâbdan Dıhye-i Kelbî sûretinde geldiği anlatılır. Cebrâil yirmi üç yıla yakın bir sürede Kur’ân âyetlerini peyderpey ve çeşitli şekil ve sûretlere girerek getirmiş, Muhammed'e ulaştırmıştır.

" De ki: Cebrail'e kim düşman ise şunu iyi bilsin ki Allah'ın izniyle Kur'an'ı senin kalbine bir hidayet rehberi, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve müminler için de müjdeci olarak o indirmiştir.” (Bakara sûresi: 97)

İnanca göre Cebrâil her sene bir kere gelip o âna kadar inmiş olan Kur’ânı Levh-i Mahfûz’daki sırasına göre okur, Muhammed de dinler ve tekrar ederdi. Muhammed’in ölüm yılında iki kere gelip tamamını okumuştur. Âdem'e on iki kere, Nuh'a elli kere, İbrahim'e kırk kere, Musa'ya dört yüz kere, İsa'ya on kere, Muhammed'e yirmi dört bin kere gelmiştir.

16 Temmuz 2012 Pazartesi

32 Farz Nelerdir 32 Farz

Her müslümanın 32 farzı bilmesi gerekir. 32 farz aşağıdaki gibidir;
İmanın şartı: Altı (6)
İslamın şartı: Beş (5)
Namazın farzı: Oniki (12)
Abdestin farzı: Dört (4)
Guslün farzı: Üç (3)
Teyemmümün farzı: İki (2)
İmanın şartları (6)
1- Allahü teâlânın varlığına ve birliğine inanmak.
2- Meleklerine inanmak.
3- Allahü teâlânın indirdiği Kitaplarına inanmak.
4- Allahü teâlânın Peygamberlerine inanmak.
5- Ahiret gününe inanmak.
6- Kadere, yani hayır ve şerlerin (iyilik ve kötülüklerin) Allahü teâlâdan olduğuna inanmak.
İslamın şartları (5)
7- Kelime-i şehadet getirmek.
8- Her gün beş kere vakti gelince namaz kılmak.
9- Malın zekatını vermek.
10- Ramazan ayında her gün oruç tutmak.
11- Gücü yetenin ömründe bir kere hac etmesidir.
Namazın farzları (12)
A- Dışındaki farzları yedidir. Bunlara şartları da denir.
12- Hadesten taharet.
13- Necasetten taharet.
14- Setr-i avret.
15- İstikbal-i Kıble.
16- Vakit.
17- Niyet.
18- İftitah veya Tahrime tekbiri.
B- İçindeki farzları beştir. Bunlara rükün denir.
19- Kıyam.
20- Kıraat.
21- Rüku.
22- Secde.
23- Ka’de-i ahire.
Abdestin farzları (4)
24- Abdest alırken yüzü yıkamak.
25- Elleri dirsekleri ile birlikte yıkamak.
26- Başın dörtte birini mesh etmek.
27- Ayakları topukları ile birlikte yıkamak.
Guslün farzları (3)
28- Ağzı yıkamak.
29- Burnu yıkamak.
30- Bütün bedeni yıkamak.
Teyemmümün farzları (2)
31- Niyet etmek.
32- İki elin içini temiz toprağa sürüp, yüzün tamamını mesh etmek.
Tekrar elleri temiz toprağa vurup, önce sağ ve sonra sol kolu mesh etmek.
Teyemmümün farzı üçtür diyenlere göre, bu son ikisi, iki ayrı farz olarak söylenir.

13 Temmuz 2012 Cuma

Orucu Bozmayan Sakız Varmı? | Kenger Sakızı Nedir?

Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından Diyanet’in Web Sitesinde hazırlanan -Dini Soruları Cevaplandırma Platformu – nda oruçla ilgili merak edilen sorulara ve cevaplara yer verildi.

”Sakız çiğnemek orucu bozar mı?” sorusu için Diyanet, ”Bozar ancak ‘kenger sakızı’ gibi katkısı bulunmayan sakızlarla daha önce çiğnenmiş olup içinde hiç katkı maddesi kalmamış olan ve çiğnendiğinde hiçbir eksikliğe uğramayan sakızların çiğnenmesi orucu bozmaz” yanıtını verdi.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

A'raf suresi veya A'râf Sûresi İslam dini

A'raf suresi veya A'râf Sûresi İslam dininin kutsal kitabı Kur'an'ın yedinci ve Bakara Suresi ile Şu'ara Suresi'nden sonra en fazla ayet içeren üçüncü suresidir.

A'raf Suresi Mekke'de inmiştir. 206 ayettir. İbn Abbas ve Mukatil'den yapılan bir rivayete göre 163-172 ayetleri Medine'de inmiştir. İslam dininde var olan Araf kavramından ve Araf'ta bulunanlardan, bu surenin 46-50 ayetlerinde bahsedilir. Bu nedenle sureye A'raf Suresi denmiştir.

Surede İslam dini itikadına (din esaslarına) ve diğer dini hükümlere ait birçok temel bilgi ve emir bildirilmektedir. Ayrıca bazı peygamberlerin kıssaları ve topluluklarının durumlarına dair tasvirler içerir.

A'raf suresi veya A'râf Sûresi

A'raf suresi veya A'râf Sûresi İslam dininin kutsal kitabı Kur'an'ın yedinci ve Bakara Suresi ile Şu'ara Suresi'nden sonra en fazla ayet içeren üçüncü suresidir.

A'raf Suresi Mekke'de inmiştir. 206 ayettir. İbn Abbas ve Mukatil'den yapılan bir rivayete göre 163-172 ayetleri Medine'de inmiştir. İslam dininde var olan Araf kavramından ve Araf'ta bulunanlardan, bu surenin 46-50 ayetlerinde bahsedilir. Bu nedenle sureye A'raf Suresi denmiştir.

Surede İslam dini itikadına (din esaslarına) ve diğer dini hükümlere ait birçok temel bilgi ve emir bildirilmektedir. Ayrıca bazı peygamberlerin kıssaları ve topluluklarının durumlarına dair tasvirler içerir.

A’la Suresi (Arapça: سورة الأعلى)

A’la Suresi (Arapça: سورة الأعلى), Kur'an-ı Kerim'in 87. suresidir.
Mekke'de nazil olmuştur. 19 ayetten oluşur. Sure ismini ilk ayette geçen ve yüce anlamına gelen el-A’la; kelimesinden alır. Ayrıca, A’la Allah’ın 99 isminden biridir.
A’la Suresi'nde, Allah’ın yüceliğinden ve kudretinden, kafirlerin durumundan, Kur’an okuma ve ezberleme kolaylığından, dünya hayatının ebedi kurtuluşa hizmet etmesi halinde bir değer ifade edeceğinden bahsedilir.

1 Temmuz 2012 Pazar

"Cebeli Tarık" boğazı;Tatlı ve Tuzlu suyun birbirinden ayrıldığı yer!.

"Cebeli Tarık" boğazı;Tatlı ve Tuzlu suyun birbirinden ayrıldığı yer!.

RAHMAN SURESİ 19.AYET:
'' (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.''

RAHMAN SURESİ 20.AYET:
''(Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.''

FURKAN SURESİ 53. AYET :
'' Birinin suyu tatlı ve kolay içimli, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da karışmalarına engel olan bir sınır koyan, ALLAH’tır.
Photo: "Cebeli Tarık" boğazı;Tatlı ve Tuzlu suyun birbirinden ayrıldığı yer!.  RAHMAN SURESİ 19.AYET: '' (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.''  RAHMAN SURESİ 20.AYET: ''(Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.''  FURKAN SURESİ 53. AYET : '' Birinin suyu tatlı ve kolay içimli, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da karışmalarına engel olan bir sınır koyan, ALLAH'tır.

30 Haziran 2012 Cumartesi

BİLİYOR MUYDUNUZ ? Harika

Ünlü boksör Muhammed Ali'nin Holywood'da ünlülerin adlarının bulunduğu caddeye isminin yer alacağı yıldızının yapılmasına;

"Ben PEYGAMBERimin adını taşıyorum o ismin üzerinde yürünmesine izin vermem !" dediğini BİLİYOR MUYDUNUZ ?
Photo: Ünlü boksör Muhammed Ali'nin Holywood'da ünlülerin adlarının bulunduğu caddeye isminin yer alacağı yıldızının yapılmasına;  "Ben PEYGAMBERimin adını taşıyorum o ismin üzerinde yürünmesine izin vermem !" dediğini BİLİYOR MUYDUNUZ ?

27 Haziran 2012 Çarşamba

Abdesti bozan şeyler nelerdir?


Abdesti bozan şeylerin neler olduğunu merak ediyorsanız makaleyi okuyarak bu bilgiye sahip olabilirsiniz.
Abdesti bozan bazı haller:
1.Önden,arkadan çıkan pislik veya yellenme.
2.Vücuttan kan,irin veya sarı su akması.
3.Ağız dolusu kusmak.
4.Yatarak veya bir yere dayanarak uyumak.
5.Bayılmak,sarhoş olmak.
6.Namaz kılarken başkasının duyacağı kadar gülmek.

3 Haziran 2012 Pazar

Soğuk su hadisi ve faydası

Sıtma cehennem hararetindendir. Ona soğuk su serpmek sureti ile soğutunuz. (Buhari) Sıtma cehennemin bir parçasıdır. Sizden kim sıtmaya yakalanırsa onu su ile söndürsün. Sabahtan sonra güneş doğmadan evvel akan bir nehre gelsin, suyun aktığı yöne dönsün ve :

"Allahümmeşfi abdeke ve saddik Resüleke " duasını okusun. Sabah namazından sonra, güneş doğmadan evvel o ırmağa üç gün üçer defa dalsın. Eğer sıtma üç günde geçmezse beş gün dalsın. Eğer beş gündede iyi olmazsa yedi gün dalsın. Şayet yedi gündede geçmezsen dokuz gün tekrarlasın. Muhakkakdokuz güne varmaz, Allah'ın izni ile iyi olur. ( Sevban (r.a.) dan rivayet edilmiştir.)

31 Mayıs 2012 Perşembe

31 Mayıs Perşembe Günün Duası

Allah'ım Bizi yanlız Senin rızanı kazanma kastından ve kararlılığından ayırma !

27 Mayıs 2012 Pazar

EBRAR Ne Demek , Anlamı Nedir?

EBRAR  Ne Demek , Anlamı Nedir? : Arapça, iyiler demektir. Allah'ın sevgili, iyi kullan için kullanılan bir tabirdir. Ahyâr kelimesi ile aynı
mânâya gelir, abdal kelimesi ile de mürâdif olduğu söylenir. Mukarrabûn derecesinin altındadır. Bu gruba
mensub olanlar ikiye ayrılır  Ne Demek , Anlamı Nedir? : Allah bir kısmını, kullarına iade etmiştir, onlar arasında yaşar, onları irşad eder.
ikinci grubu ise, Allah kullara iade etmemiş, kendisiyle meşgul etmiştir. Hiyerarşik rical sıralamasında bunlara,
"yediler" denir. Bu ikinci grubun akıl gemisi, vahdet denizinde, gayb vâridatlarıyla boğulmuştur  Ne Demek , Anlamı Nedir? : "Bunlara
uyulmaz, ancak inkâr da olunmaz". Birinci grup, hizmet ehlidir. Halk ile meşgul edilmiştir. Bu nedenle,
vücutlarını şâir halkın istirâhatine sebep kılmışlardır.
Fırak-ı hüsnüne takat getirmeyüb Yahya
Yolunda baş verüb oldu güzide-i ebrâr.
Şeyhü'l-İslâm Yahya

24 Mayıs 2012 Perşembe

Nefis Ve Ruh

Allah-u Taâla Kurân-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Allah, ölmekte olan canları alır, ölmeyenleri de uykularında (bedenlerinden alıp kendilerinden geçirir); sonra ölümüne hükmettiğini yanında tutar, ötekilerini de belli bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.”
Nefis ve ruh konusunda âlimler ve hekimler arasında görüş ayrılığı vardır. Bazı tabircilere göre, her ikisi de aynı şeydir; yani ikisi de candır. Buna delil olarak da şöyle derler: “Nefis, Arapçada sekiz manalı bir kelimedir. Can, ten, kan, su, semereli, himmet, varlık, beklenti. Ruh da on iki manalı bir kelimedir: Can, rüzgâr esintisi, Allah kelamı, Cebrail, Allah’ın rahmeti, vahiy, ferahlık, büyü, Hz. İsa, ölümsüz hayat, farklı özelliğe sahip bir melek ve aynı özelliğe sahip melekler topluluğu. Buna göre rüyanın “can” tarafından görüldüğü söylenir. Can, bedenden çıkarak Allah’ın izniyle gökyüzüne yükselir, gördüğü ve işittiği her şeyi öğrenir ve tekrar bedenine geri döner.”
Peygamber efendimizden (s.a.a) rivayet edilir ki; “Bir kimse taharetli bir şekilde Allah’ı zikreder ve o halde uyursa, canını gökyüzüne çıkarırlar.”
Bazıları, bu sözün gerçeğe aykırı olduğunu savunur. Zira canın bedenden çıktığını varsayarsak, uyuyan bir kimsenin hareket etmesi ve nefes alıp vermesi mümkün olmaz. Uyku hâlinde bu iki eylem de gerçekleştiği için canın bedenden ayrılması söz konusu olamaz.
Hekimlerden bazıları “ruh”un Farsça karşılığının “can” olduğunu ve ruhun gördüğü şeyleri “can”a haber verdiğini savunur. Buna delil olarak da şu benzetmeyi yaparlar: “Can güneşe, ruh da güneş ışığına benzer. Eğer güneş, güneş sistemi içinde yer alıyorsa, ışığı da tüm dünyaya yayılır.”
Birtakım felsefecilere göre ise can ve ruh, aklen aynı şeylerdir ve aralarında fark yoktur. Çünkü aklî açıdan birbirlerine olan nispetleri, tıpkı buzun sudan, suyun da buzdan olması gibidir.
Aristoteles’e göre başlangıç noktası nefistir ve ruha oranla daha büyük, daha saygındır. Müslüman ilim ehline göre ise ruh, Allah’ın işlerinden bir iştir. Nitekim Allah, şöyle buyurmaktadır: “Senden Ruh’u sorarlar; de ki: Ruh, Rabbimin bileceği bir iştir.”
Biz Müslümanlara göre yüce Rabbimizin ve Peygamber efendimizin (s.a.a) sözlerine inanmak daha önceliklidir. Şimdiye kadar yazdıklarımızdan gaye ise, kitapta hekim ve ehil kimselerin sözlerine de yer vermiş olmak idi. Allah’tan umarız ki bizleri, Peygamber efendimizin (s.a.a) sünnetine ve Ehlibeyt’in (a.s) velayetine hidayet etsin; bizlere başarı ve itaat gücü nasip eylesin.

15 Mayıs 2012 Salı

Ramazan Ayı ve Oruçla İlgili Soru ve Cevaplar Önemli Bilgiler

1.oruçlu iken banyo yapmak orucu bozar mı?
oruçluyken banyo yapmak,orucu bozmaz.sıcaklardan dolayı harareti azaltmak için agıza,burna su almak ve soguk suyla yıkanmak,oruca zarar vermez.fakat bu imamı azama göre ibadete ıstırap göstermek oldugu için mekruhtur…
2.oruçlu iken misvak,diş fırçası kullanılabilinir mi?
oruçluyken misvak kullanmanın mekruh oldugu konusunda görüşler olsada,sahih olan görüş,bir kerahatin olmadıgıdır.üzerinde diş macunu olmayan bir firçayla dişleri fırçalamak da misvak kullanmak hükmündedir.Ancak üzerine diş macunu konur ve az da olsa bogaza giderse,oruç bozulur ve kazası gerekir..
3.kan vermek orucu bozar mı?
oruçluyu halsiz düşürecek kadar kan aldırmak mekruhtur.böyle bir tehlike yoksa kan aldırmakta sakınca yoktur.mutlaka saglık yönünden aldırması gerekiyorsa bunu iftardan sonra bırakması uygun olur..
4.vücuda merhem vb.şeyler sürmek orucu bozar mı?
derideki gözeneklerden içeri giren merhem vb.şeyler orucu bozmaz.çünkü bu gibi şeylerin orucu bozabilmesi için tabii yollardan içeri girmesi gerekir.ancak vücutta derin bir yaraya sürülen ilaç içeriye ve ya dimaga kadar nüfuz ederse orucu bozar,kazayı gerektirir.
5.astım hastalarının kullandıgı sprey,nefes açıcı ilaç orucu bozar mı?
nefes darlıgı çeken hastaların rahat nefes almalarını saglayan oksijenli ilaçlı suyu,spreyi sıkmak orucu bozar.çünkü bu,yalnızca bir hava degildir,ilaçtır.bogaza ulaşıp tükürük ile de mideye ulaşmaktadır…
6.göze akıtılan ilaç orucu bozar mı?
göze ilaç damlatmak ve göze sürme çekmek orucu bozmaz..
7.burna ilaç akıtmak orucu bozar mı?
burna ilaç akıtmak orucu bozar ve kaza gerektirir..
8.igne olmak orucu bozar mı?
igne yaptırmak,imamı azam dışındaki görüşlere göre orucu bozmaz.bu sebeple hayati bir tehlike olmadıkça,igne yaptırmayı iftardan sonraya bırakarak ihtiyatlı davranmak en uygunudur.günümüzde igne vurularak ilacın kan dolaşımıyla vücudun her tarafına yayıldıgı tıbben kesinlik kazanmıştır.böylece yaralara konulan ilacın beyne ve karın boşluguna ulaşması hususunda tereddüde yer kalmamıştır.gündüz zorunlu bir sebeple igne vurulan bir kimsenin,orucunu kaza etmesi daha uygun olur.
9.kulaga ilaç akıtmak orucu bozar mı?
kulaga yag damlatmak orucu bozar ve kaza gerekir.fakat kulaga giren su orucu bozmadıgı gibi,kulaga dökülen suda tercih edilen görüşe göre orucu bozmaz.kulak kirini temizlemek için çöp sokmak da orucu bozmaz.
10.kusmak orucu bozar mı?
kendi kendine gelen kusuntu,orucu bozmaz.fakat isteyerek,kasıtlı meydana gelen kusuntu ise,orucu bozar ve kaza gerektirir.agza gelip bir miktar geriye kaçan kusuntu da orucu bozar.be sebeple,kendi kendine gelen bir kusuntu da olsa,agızdan geriye gitmesi muhtemel oldugundan,orucu kaza edilmesi daha uygun olur.
11.dilinin altına konan ilaç orucu bozar mı?
yenilmesi kast edilmeyen ve kendisinden kaçınmak mümkün olmayan bir şeyin içeriye gitmesi orucu bozmaz.bu sebeple ilaçların tadı orucu bozmaz.fakat ilacın kendisinin içeriye gitmesi orucu bozar.
12.oruçta niyet şartmıdır?
şarttır.sadece kalben niyet edilmesi yeterli iken,niyetin dil ilede söylenerek kuvvetlendirilmesi sünnetir.sahura oruç tutmak amacıyla kalkmakda niyet yerine geçer.
13.az miktarda tuz yemek orucu bozar mı?
az miktarda tuz yemek orucu bozar ve kefaret gerektirir.çok miktarda tuz yemek ise,orucu bozar fakat yalnızca kaza gerektirir.
14.sakız çignemek orucu bozar mı?
önceden çignenmiş,tadı alınmış bir sakızı çignemek orucu bozmaz,fakat mekruhtur..
15.oruçlu olan bir kimse,şehvetle hanımını öpebilir mi?(anlayışınıza sıgınıyorum)
oruçlu kişi şehvetle karısını öpebilir.eger kendine sahip olabilceginden eminse bunun bir mahzuru yoktur.ancak emin degilse mekruk olur.
16.hamile,süt emziren veya çalışan kadınlar oruçlarını yiyebilirler mi?
hamile veya emzikli kadınlar oruç tuttukları halde kendilerine veya çacuklarına bir zararın geleceginden endişe ederlerse hasta hükmünde olurlar ve oruçlarını bozup daha sonra kaza edebilirler.fakat çalışan kadınlar,sırf bu sebeple oruçlarını yiyemezler..
17.kocasından korkan bir kadın yemegin tadına bakabilir mi?
kocası sinirli ve huzursuzluk çıkarabilcek olan bir kadın,dil ucu ile yemegin tadına bakabilir.bu mekruh olmaz.
18.kocasının izni olmadan kadın nafile orucu tutabilir mi?
kocasının izni olmadan kadının nafile orucu tutması mekruhtur.izinsiz tutarsa,kocası isterse bozdurabilir.kadın,daha sonra izin aldıgı bir vakit orucu kaza eder.bu durum,karı_kocanın cinsel yaşamı ile ilgilidir.bu sebeple erkek,hasta veya oruclu olur veya hac,umre için ihramda bulunursa,hanımına nafile orucu yasak edemez.
19.koca,farz orucu tutmaya engel olabilir mi?
kendisine ramazan orucu farz olan bir kadına,kocası bu orucu tutmasına mani olamaz.engel olmaya kalkarsa ona itaat edilmez.
20.ramazan orucuna toptan niyet edilebilinir mi?
hayır edilemez.her günün orucu ayrı bir ibadet oldugu için,her gün ayrı niyet etmek gereklidir.bu yüzden bir günün orucunda ki bozukluk,diger günlerin orucunun sıhhatine engel olamaz…
21.oruçluyken uykuda cünüp olmak orucu bozar mı?
Bozmaz.uyanınca banyo yapar ve oruca devam eder.
22.Cünüp olarak sabahlayan kişinin durumu nedir?
Sahur vakti bitmeden yıkanma imkanı varken,yıkanmayıp o şekilde cünüp olarak sabahlamak mekruhtur.
23.oruca hiç niyet etmeyen kimse,iftara kadar yiyip içebilir mi?
Eger bir kimse hasta,yolcu veya ileri derecede yaşlı ise,yiyip içebilir.Fakat böyle bir özre sahip olmadan oruca hiç niyet etmeyen bir kimsenin,akşama kadar oruçlu gibi davranması gereklidir.
24.Hasta olan bir kimse orucunu nasıl tutar?
Hasta olan bir kimse dilerse oruç tutmaz.Veya başladıgı bir orucu bu sebepten dolayı bozabilir.İyileştikten sonra orucunu kaza eder.Eğer iyileşmeden ölürse,kendisine birşey gerekmez.Fakat kaza edecek kadar vakti olup da kaza edemeden ölürse,fidye verilmesini vasiyet etmelidir.
25.Ramazan orucuna ne zaman ve nasıl niyet edilmelidir?
Ramazan orucu için niyetin vakti güneşin batmasından başlar ve ertesi günün ögle vaktineden biraz öncesinde(zeval vakti)son bulur.Ve niyette,tutulacak orucu belirtmek,tayin etmek şart degildir.Fakat imsak vaktinden sonra niyetlenebilmek için,o ana kadar bilerek veya unutarak oruç bozan bir davranışta bulunmamış olmak şarttır.Ve oruca niyet anından degil,günün başlangıcından itibaren niyet edilmelidir..
26.Ramazan orucuna toptan niyet edilir mi?
Hayır edilemez.Her günün orucu ayrı bir ibadet oldugu için,her gün ayrı niyet etmek gereklidir.Bu yüzden bir günün orucunda ki bozukluk,diger günlerin orucunun sıhhatine engel olamaz.
27.Unutarak yemek_içmek orucu bozar mı?
Hayır bozmaz.Fakat kişinin oruçlu oldugunu hatırladıgı gibi,yemeyi içmeyi bırakması gerekir.Yoksa oruç bozulur ve kaza gerekir.
28.Uyku halinde yemek_içmek orucu bozar mı?
Bozar.Çünkü uyku hali,unutma ve yanılma ile aynı degildir.Yemek ve içmek uykuya mani olacak bir haldir.Uyurken yemek ve içmek orucu boar ve yalnız kaza gerekir.
29.parfüm veya kolanya kullanmak orucu bozar mı?
Parfüm veya kolanya kullanmak ve koklamak orucu bozmaz..
30.Oruçlu bir kimse diş tedavisi yaptırabilir mi?
Yaptırabilir.Fakat tedavisi sırasında kan veya kullanılan bir malzeme bogaza ulaşır veya içeriye kaçarsa,oruç bozulur.Bu nedenle en dogrusu,bu tür tedavilerin iftar sonrasına bırakılmasıdır….
31.Makyaj yapmak orucu bozar mı?
Krem sürmek,makyaj yapmak veya yaptırmakla oruç bozulmaz.Ancak,makyaj malzemeleri,herhangi bir şekilde ağız yada burun yoluyla boğaza ulaşması halinde oruç bozulur
32.Hangi günlerde oruç tutulmaz?
Ramazan bayramının ilk günü ile kurban bayramının dört günü oruç tutmak,tahrimen(harama yakın)mekruhtur.Çünkü bu günler ziyafet günleridir.
33.Cuma günü oruç tutulur mu?
Yalnız cuma veya cumartesi gününde ve özellikle Muharrem ayının aşure günü denilen yalnız onuncu gününde oruç tutmak tenzihen mekruhtur.Fakat kaza veya kefaret orucu veya da adak orucu bu günlere denk gelirse,mekruh olmaz.
34.Sevval ayında tutulan altı gün orucun hükmü nedir?
Ramazan ı takip eden sevval ayında toplam altı gün oruç tutmak müstehaptır.Bu altı gün,peş peşe tutulabilcegi gibi,güzel olan hafta da iki gün olmak üzere tutulmasıdır.Bu iki gün pazartesi ve perşembe olursa,böylece Peygamberimizin bir başka sünneti de yerine getirilmiş olur.
35.Kaza oruclarının aralıksiz tutulmalarımı gerekir?
Tutulmayan veya başlanıpta kasıt olmadan bozulan Ramazan oruçlarının kaza edilmesi gereklidir.Kazaya kalan oruçlar,tutulması mekruh olan günler dışında peş peşe veya aralıklı tutulabilir.Ayrıca kaza oruçlarının fazla geciktirilmeden tutulmaları önemlidir
36.Nafile oruç bozulursa,ne yapılmalıdır?
Nafile oruçlar,farz veya vacip olmamasına rağmen,kişinin kendi arzusu ile sevaba erişmek için ibadet amacıyla tuttugu sünnet,müstehap ve mendup oruçlardır.Başlanılan bir ibadetin tamamlanması gereklidir.Bu yüzden herhangi bir nedenle bozulan nafile oruçların kazası vaciptir..
37.Aşure günü oruç tutmanın hükmü nedir?
Muharrem ayının onuncu günü Aşure günüdür.Yalnız bu onuncu gününde oruç tutmak mekruhtur.Çünkü o günde oruç tutan gayr_ı müslimlere mehalefet etmek için Peygamberimiz,ya bir gün öncesi,yada bir gün sonrası ile oruç tutulmasını emir buyurmuş,böylece müslüman olmayan milletlere benzememeyi ögütlemiştir.
38.Ramazanı karşılamak amacıyla oruç tutmanın hükmü nedir?
Peygamberimiz,sırf Ramazan ı karşılamak amacıyla tutulan bir_iki gün orucu men etmiştir.Fakat daha önceden oruç tutmayı adet edinenlerin bu günlere rastlayan oruçları ile kefaret,kaza ve adak gibi kişinin borcu olan oruçlar yasagın kapsamına girmez.
39.Uçakla seyahat eden kimse nasıl oruç tutar?
Seyahate çıkan kişilerin,imsak ve iftarları bulundukları yere göre yapmaları gerekir.Uçakla seyahat eden oruçlu kişiler de,ucuş esnasında uçagın üzerinde bulundugu yere göre imsak ve iftar yapmalıdırlar.Ancak çok hızlı uçaklarla kıtalar arası yolculuk yapılmas durumunda,imsak ve iftar arasında süre,anormal ölçüde kısa veya uzun olabilmektedir.Bu durumda,yolculuk yapacak kişi orucunu kazaya bırakabilir.Ancak oruca başlamış ise ,imsaka başladıgı yere göre iftar edebilir.
40.Namaz kılmayan bir kimse oruç tutabilir mi?
Tutabilir.Çünkü namaz,orucun şartı degildir.Her ibadet kendi içinde degerlendirilir.Fakat oruçlu kılınan namaz daha faziletlidir..

Hz. Muhammed’in Güzel Sözleri

Hz. Muhammed’in Sözleri
İman iki eşit parçadır. Yarısı sabır, yarısı şükürdür.
Hz. Muhammed
Kuran yedi nüans üzerine indirildi. Onun hiçbir harfi yoktur ki, bir hiç zahir, bir de batın mana taşımasın. Ebu Talip’in oğlu Ali’de bu zahir ve batına ait ilim mevcuttur.
Hz. Muhammed
Sonradan özür dilemeyi gerektiren şeyleri yapmaktan kaçınınız.
Hz. Muhammed
Haset, ateş nasıl odunu yer yutarsa iyilikleri yer yutar, mahveder.
Hz. Muhammed
Mazlumun bedduasından sakınınız. O dua ile Allah arasında perde yoktur.
Hz. Muhammed
Dostlukta da düşmanlıkta da aşırıya kaçmayın.
Hz. Muhammed
Bir gün birisiyle dost olduğunuzda, yarın onun bir düşman olabileceğini unutmayın.
Hz. Muhammed
İnsanlara akılları ölçüsünde söz söyleyiniz.
Hz. Muhammed
İnsanların en hayırlısı, ahlakı en güzel olanıdır.
Hz. Muhammed
İnsan dilinin altında gizlidir.
Hz. Muhammed
Başkalarının kusurlarından bahsetmek istediğin vakit, kendi kusurlarını hatırla. O zaman başkalarının kusurlarıyla alakadar olmaya hakkın olmadığını hatırlarsın.
Hz. Muhammed
Kabrimi ziyareti bayrama çevirmeyin.
Hz. Muhammed
Münafıklığın alameti üçtür : Konuştuğu zaman yalan söyler, vaat ettiği zaman sözünde durmaz, emanete hıyanet eder.
Hz. Muhammed
Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyilikleridir.
Hz. Muhammed
Kim bir kardeşini, bir günah sebebi ile ayıplarsa, o günahı işlemedikçe o kimse ölmez.
Hz. Muhammed
Evlat kokusu cennet kokusudur.
Hz. Muhammed
Utanmak güzeldir ama kadınlarda olursa daha da güzel olur.
Hz. Muhammed
Bilgisizler içinde bir bilgili, ölüler içinde bir diridir.
Hz. Muhammed
Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma.
Hz. Muhammed
Babalarınıza iyilik edin ki, oğullarınız da size iyilik etsin.
Hz. Muhammed
Siz kendiniz namuslu olun ki, kadınlarınız da namuslu olsunlar.
Hz. Muhammed
Bela insanın diline bağlıdır. Bir kimse bir şeyi “yapmam” dedi mi, şeytan her işini bırakıp onu yaptırana kadar uğraşır.
Hz. Muhammed
Zengin, çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir.
Hz. Muhammed
Bir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi miras bırakamaz.
Hz. Muhammed
Cahiller cesur olurlar.
Hz. Muhammed
İyilik yap ehli olana da, olmayana da, ehline isabet ederse yerini bulur. Etmez ise ehli sen olursun.
Hz. Muhammed
Sana emanet edilen şeyi iyi sakla, birinin hıyanetine uğradığın zaman hoş gör ve hıyanete hıyanetlikle karşılık verme.
Hz. Muhammed
En büyük düşmanın, iki kaburga kemiğinin arasında olan düşmandır.
Hz. Muhammed
Erdemin en büyüğü, seninle ilişkilerini kesene iyilik etmen, senden esirgeyene vermen, sana kötülük edeni bağışlayıp, dost elini uzatmandır.
Hz. Muhammed
Bir anlık tefekkür, bin yıl ibadetten hayırlıdır.
Hz. Muhammed
Şeref, edep iledir. Soy ile değildir.
Hz. Muhammed

8 Mayıs 2012 Salı

NEFSİN MERTEBELERİ VE GÖRÜLEN RÜYALAR

NEFSİN MERTEBELERİ VE GÖRÜLEN RÜYALAR

NEFSİN MERTEBELERİ VE GÖRÜLEN RÜYALAR

1-Nefs-i Emmâre: Kâfir, şeytan, münafık ve fâsıkların,
2-Nefs-i Levvâme: Günahkâr mü’minlerin,
3-Nefs-i Mülhime: Âlimlerin,
4-Nefs-i Mutmainne: İlmiyle âmel eden kişiler
5-Nefs-i Radiyye: Evliyâların
6-Nefs-i Mardiyye: Âriflerin
7- Nefsi Safiyye: Nebiler ve rasüllerin -aleyhimü’s-selâm- nefislerinin makamıdır. (Müminler bu makamın hallerine kavuşabilir.)


Bu yedi nefsin her birinin sıfatları – herkesin kendi nefsini kolayca tanıyabilmesi için – kendi dâiresinin etrafında gösterilmiştir. Böylece her bir kimse hangi nefs dâiresinde olduğunu, hangisinin hangi nefs üzere gâlib veya mağlûb veya denk olduğunu açıkça bilir ve ona göre bir hâl çaresi bulur. Bundan dolayı herkes, gücü nisbetinde ve münâsib bir şekilde gereği gibi gayret göstererek, ilâhî emirlere uyup, nehiylerden kaçınarak istikamette olmaya çalışmalıdır. Şurası bilinmelidir ki, meselâ altıncı veya daha aşağı ki nefs dâirelerinin halleriyle hemhal olan bir kişide, nefs-i emmâre hâlinden bir veya daha fazla haller görülse, bu hallere mağlûp olduğu için kişi içinde bulunduğu altıncı nefs dâiresinden çıkmış olmaz. Ancak nefs-i emmâre halleri, diğer nefs hallerine gâlib gelirse – yani daha fazla görülürse – işte asıl büyük korku o zamandır.
Bir kimsede yedinci nefsin ahvâli (halleri) tamamen bulunduktan sonra diğer mertebelere inmesi kuvvetle muhtemeldir. Çünkü yedinci nefs, nebiler ve rasüllerin nefislerinin makamıdır. Bir kimsede yedinci nefsin kıdemi ve hâlinin bulunmasıyla o kimsenin nebi olması lâzım gelmez. Ancak yüksek bir dereceye nail olacak bir amel ve ihlâsta olduğuna işaret olmuş olur. Eğer bir kimse bu halde kalırsa bu durum itibâra şayan ve arzu edilendir. Ancak eğer, bazen bir nefsin, bazen de diğer bir nefsin vasıfları görülürse, mu’teber olan gâlib olandır. Bütün nefslerin hallerini buna kıyaslayarak, galibiyet, mağlûbiyet ve eşitlik durumlarına bakılmalıdır. Yaradılışı gereği rüya görmeye müsait olan bütün mahlûkatın görmüş oldukları rüyaların hepsinin ta’biri aşağıda özet olarak verilen ta’birnâmede bazen açık olarak, bazen de işaretle beyân olunmuştur. Bu şekilde herkes, içinde bulunduğu durumu anlayıp çaresine bakmalıdır.
Sonuçta diyebiliriz ki ruhun halleri hareket halindedir. Bazen birinci makama dahi iniş yapar. Önemli olan bu halin uyarıcısı geldiğinde dikkat edip halin düzelmesi için gayret gösterilmesidir.


1- NEFS-İ EMMARE ( Kötülüğü emreden ve bundan zevk alan nefistir)

Bu nefsin eserinden kibir benlik, hırs, şehvet, kıskançlık, cimrilik, kin, intikam, hiddet gibi huylar çıkar.

2- NEFS-İ LEVVAME (Kötülük yaptığında bundan pişman olup af dileyen nefistir)

Kendini kınayan, kötüleyen, azarlayan nefstir .


Bu nefs sahibi, günah işlediğinde pişman olup tevbe eder, kendisini kınar, yapmamak için karar verir. Fakat günah önüne gelince duramaz, yine içine düşer. Sonra pişman olur. İyilik ve kötülük arasında gider gelir.

Kendini beğenme, çekişme, gizli riya, makam ve şehvet tutkusu gibi nefs-i emmârenin bazı vasıfları bu mertebede de bulunur. Fakat nefs hakkı hak; batılı batıl görür. Yine bilir ki, bu sıfatlarla huzurdan uzaktır. Fakat onlardan kurtulamıyor.

Hali muhabbet, gidişi tarikat, mahalli Kalp'tir. Alemi Berzah Alemi'dir. Nefsiyle mücahedede sabit olursa Misal Alemi'dir. Uykuyla uyanıklık arasında –genellikle oturma halinde- Misal Alemi'n*den bir çok manalar temessül eder.

3- NEFS-İ MÜLHİME ( Allah'tan ilham alan nefistir)

Allahu Tealâ nefsin isyan ve itaatini vasıtasız ilham ettiği için bu makamda nefsin adı mülhime olmuştur. Nitekim Kur'an'da : “Sonra da o nefse isyan ve itaati ilham edene yemin ederim” (Şems, 8) buyrulmuştur .

Nefs, tevbe, zikir, rabıta ve mücahedeyle günahların ağırlığından ve şehvet bağından kurtulunca, ilham ve feyiz almaya kabiliyet kazanır. Devamlı olarak kâmil mürşidden kalbine ilhamlar gelir. Bu mertebede hayvanî nefs tamamen ıslah olur. Haramdan kaçar, hayırlara koşar.

Alemi Ruhlar Alemi, mahalli Ruh'tur. Ruhunda ilâhi aşk ateşi parlamaya başlar. İlim, tevazu, yumuşaklık, kanaat, mert*lik, sabır, belaya tahammül gibi, güzel hasletler belirir. Visal rüzgarları esmeye başlar. Fakat ego, ona açık ve bariz bir şekilde saldırmaya başlar . Kendini ve amellerini beğendirir, insanları küçük ve değersiz gösterir, ümitsizliğe düşürür, Allah'ın azabına karşı ona emniyet hissi verir. Bu makamda mürşidin himmeti olmazsa tehlikeye düşebilir.
 Bu makamda salik, sırlara vakıf olduğundan esrar ile meşgul bulunduğu cihetle bunun üstünde olan kemalden mahcup kalmıştır. Bu makamın seyri Allah (CC) Hz.leri olduğu için salikin batınında imanın hakikati zuhur etmiş olmakla müşahedelerinde masiva kalmamıştır. Bu makamın alemi, ervahtır, salik arzu ettiğini görür ve tasarrufa bile kadir olur.

4- NEFS-İ MUTMAİNNE (Tatmin olmuş nefistir)

Cenab -ı Mevlâ'nın “Ey tatmin olmuş Nefs” (Fecr , 27) hitabıyla ıstıraptan kurtulup huzura eren nefstir . Her türlü şek ve şüpheden temizlenip rahatlamış, ayne'l - yakîne ve kâmil imana ulaşmıştır. Kötü huylardan tamamen pak olmuş, fenalıklara arzusu kalmamıştır. Seyri, Allah ile gerçekleşmiş (seyr-i meallah), velilik mertebesine ulaşmıştır. Alemi, Muhammedî Hakikat, mahalli Sır'dır. Manevi tecellilerin mazharıdır . Sıfatları, tevekkül, incelik, cömertlik, yumuşaklık, güler yüz, tatlı dil, kusurları bağışlama, hamd, şükür, müşahede, teslimiyet ve rızadır.

Azizim! Malum ola ki, sıfat-ı mutmainnede bulunan zevatın halleri şöyle olur: Bunlar, artık tereddütlerden ve iç kuruntulardan kurtulmuşlardır. Ve teslim-i külli ile teslim olmuşlardır.  . Bu zevata “veli” adı verilir. Bu mertebede olanlara Yüce Allah (CC) Hz.leri Mucizel Beyan’ında şöyle hitap etmektedir: . .  Ayet-i Kerimedeki aşka ve muhabbete nail olur, Zikrullah ile gönlü rahat eder, kalbi mutmain olur.

5- NEFS-İ RADİYYE ( Allah'tan razı olmuş nefistir)

İster bela, ister sefa, Allah'ın bütün fiillerinden razı olan, O'ndan başka her şeyi gözünden silip atan ve sadece Rabbi'nin rızasına nazarını diken nefstir . Bu nefse: “Razı olmuş ve razı olunmuş olarak Rabbine dön” ( Fecr , 28) kelâmıyla hitab edilmiştir. Seyri Allah'tadır ( Seyr -i fillâh ). Alemi Lâhut (Ruhanîler) Alemi; mahalli, Sırrın Sırrı'dır. Beşerî sıfatlardan büsbütün yok olmakla fenâya varmıştır. Fakat bu makama varanlar arif değil, velidirler. O yüzden başkasını irşad edemezler.
Azizim! Malum olsun ki, nefs-i radiyye sıfatında olan bu zatlar, yine bu hal ile bazan ilerler, bazan da gerilerler ve böylece zikrine ve fikrine devam ve sebat ederlerse, Cenab-ı Hakk’tan (CC) kendilerine teveccüh eden her şeye rıza-i külli ile razı olurlar ve onlar için keder ile sürur müsavi olur. Çünkü Yüce Allah (CC) Hz.leri onları Mucizel Beyan’ında müjdelemiştir: “Rabbine razı ve marzi olarak dön.”[6]

 Allah (CC) Hz.leri’nin vermiş olduğu belalara tahammül gösterirler ve: “O’ndan (CC) gelen her şey güzeldir. Lütfu da hoş, kahrı da hoş.” derler, “Eyvallah! Hoş geldi, safa geldi!” derler, Cenab-ı Hakk (CC) Hz.leri'nden gelenleri öpüp başlarının üstüne koyarlar.

6- NEFS-İ MARDİYYE (Allah'ın razı olduğu nefistir)
Ariflerin makamıdır. Bekabillâh burada tahakkuk eder. Muhtaç olduğu ilimleri bütünüyle alıp, mana aleminden bu görünen madde alemine dönmüştür. Dış itibariyle diğer insanlardan ayırdedilmez . Fakat iç itibariyle bütün cisimleri altına çevirecek bir tılsım gibidir. Kendine lütfedilen marifet bilgi*sinden dünya halkına ikram eder. İlâhi bilgi dairesinin mahremidir. Onun müşahedesine ya*bancı bir diyar yoktur. Kendisine üfürülen ruh ile görür, bilir. Sesini uzaklardan işittirir. Mür*şidinden izin almak kaydıyla irşadı sahihtir. Seyri Allah'tan (Seyr-i anillâh )'dır. Alemi şu görünen maddi alem, mahalli Hafâ'dır .

 “Onun işiten kulağı olurum, gören gözü olurum, konuşan lisanı olurum, yürüyen ayağı olurum. Benimle işitir, benimle görür, benimle konuşur, benimle tutar ve benimle yürür.”[7]

7- NEFS-İ KAMİLE (Seçkin, saf, tertemiz nefstir)
Allah'ın en seçkin dostları olan Gavs ve Kutupların makamıdır. Seyirleri Allah'ladır (Seyr-i billâh). Alemleri; kesrette (çoklukta) vahdet, vahdette kesrettir. Mahalleri Ahfâ'dır . Önceki bütün nefislerin güzel vasıflarını üzerinde toplamış*lardır. Her halleri ibadet ve zikirdir. Bir an Allah'tan gafil olmazlar. Onların mu*radı Allah'ın murad ettiği şeydir. .

Cenab-ı Hak onlarla alemlere ikramda bulunur, belaları def eder. Saliklerin gönüllerinde onlar sayesinde haller zuhur eder. Ama herkese merhamet ve şefkatle bakarlar. İnsanların kusurlarına bakmazlar. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar.

Pak ve tertemiz yüzleri huzur ve aydınlık saçar. Onları görenler Allah'a yönelirler. Mübarek yüzlerine edeple bakmak bile ibadettir. İnce ve lâtif sözleri katıksız hikmet bilgisidir. Gayet ince, zarif, yumuşak ve alçak gönüllülükle telkinde bulunurlar. .

Bu dünyada onların kapısında bulunmaktan daha büyük devlet ne olabilir? Onlar olmadan bunca sarp yollar nasıl aşılır?

Azizim! Malum ola ki, ruh-u hayvanın kendisine mahsus olan yaratılışı sıfat-ı emmare ve ruh-u sultanın kendisine mahsus olan yaratılışı sıfat-ı safiyyedir. Ruh-u hayvan, Cenab-ı Hakk’ın (CC) ihsanı, mürşidin himmeti ve ruh-u sultanın rağbet göstermesiyle kendi sıfatı olan emmarelikten geçer. Yani başlangıcından bu hale gelinceye kadar, hayvanlık sıfatlarından arta kalan eserler de tamamen mahvolur ve ruh-u sultanın kendisine mahsus olan sıfat-ı insaniyye ile sıfatlanır. Bu makamda olan salik, Cenab-ı Hakk’ın şu Ayet-i Kerime’sinin muhatabı olur: “O’nun (CC) vechinden başka her şey helak olucudur.”[9] Ayet-i Kerime’sinin sırrını seyr ile müşahade eder. İşte bu büyük ihsana malik olan zatlara “insan-ı kamil” denilir. Sözün kısası, sıfat-ı safiyye ile sıfatlanan zatların nefisleri, ruh-u sultana döner. Nefs-i hayvaniyetten eser kalmaz. Bu bahtiyar insanlar tasavvuf (tarikat) yolunda çalışarak nefs-i hayvaniden tamamiyle kurtularak sıfat-ı insaniyye ile muttasıf olurlar.[10]

Kaynaklar


[1] Yusuf S. A.53

[2] El-Kıyame S. A.2

[3] Eş-Şems S. A.8

[4] El-Fecr S. A.27-30

[5] Er-Rad S. A.28

[6] El-Fecr. S.A.28

[7] Buhari Rikak 38. İbn Hanbel. IV. 256

[8] El-İnsan S. A.30-31

[9] El-Kasas S. A.88

[10] Miftahul Kulub. S.135
 

Allah Teâlâ, cümlemizi nefs-i emmârenin şerrinden emîn eylesin. Âmin Ya Muîn

PEYGAMBERİMİZİN (S.A.V) CİNLERE MEKTUBU

PEYGAMBERİMİZİN (S.A.V) CİNLERE MEKTUBU

PEYGAMBERİMİZİN (S.A.V) CİNLERE MEKTUBU


Peygamber efendimizin, cinlerin zararlarından Müslümanları korumak için Hz.Ali'ye yazdırdığı bir mektuptur. Üzerinde taşıyana ve evinde bulundurana o mahluklar zarar veremez.

Eshab-ı kiramdan Ebu Dücane hazretleri anlatır:
Yatıyordum. Değirmen sesi gibi ve ağaç yapraklarının sesi gibi, ses duydum ve şimşek gibi, parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyah bir şey yükseldiğini gördüm. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmaya başladı. Hemen Resulullaha gidip, anlattım. Buyurdu ki:
(Ya Eba Dücane, Allahü teâlâ, evine hayır ve bereket versin!)

Kalem ve kağıt istedi. Hz. Ali'ye bir mektup yazdırdı. Mektubu alıp, eve götürdüm. Başımın altına koyup, uyudum. Feryat eden bir ses, beni uyandırdı. Diyordu ki:
(Ya Eba Dücane, bu mektupla bizi yaktın. Senin sahibin, bizden elbette çok yüksektir. Bu mektubu bizim karşımızdan kaldırmaktan başka, bizim için kurtuluş yoktur. Artık, senin ve komşularının evine gelemeyeceğiz. Bu mektubun bulunduğu yerlere gelemeyiz.)

Ona dedim ki, sahibimden izin almadıkça bu mektubu kaldırmam. Cin ağlamasından, feryadından, o gece, bana çok uzun geldi. Sabah namazını, mescitte kıldıktan sonra, cinnin sözlerini anlattım. Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(O mektubu kaldır. Yoksa, mektubun acısını, kıyamete kadar çekerler.) [Delail-ün-nübüvve, Tezkire-i Kurtubi]

İŞTE MEKTUP, EVİNİZDE BİR KÖŞEYE ASIN.....



بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيْمِ

هَذَا كِتاَبٌ مِنْ مُحَمَّدٍ رَسُولِ اللهِ رَبِّ العَالَمِينَ إِلَى مَنْ طَرَقَ الدَّارَ مِنَ الْعُمَّارِ وَالزَّوَارِ وَالسَّائِحِينَ إِلاَّ طَارِقاً يَطْرِقُ بِخَيْرٍ ياَ اللهُ. أَمَّا بَعْدُ فَإنَّ لَناَ وَلَكُمْ فِي الْحَقِّ سِعَةً فَإنْ تَكُ عَاشِقاً مُولِعاً أَوْ فَاجِراً مُقْتَحِماً أَوْ رَاعِياً مُبْطِلاً فَهَذاَ كِتاَبُ اللهِ تَعَالىَ يَنْطِقُ عَلَيْنَا وَعَلَيْكُمْ بِالْحَقِّ إنَّا كُنَّا نَسْتَنْسِخُ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلوُنَ وَرُسُلُنَا يَكْتُبُونَ مَا تَمْكُرُونَ اُتْرُكُوا صَاحِبَ كِتَابِي هَذاَ وَانْطَلِقوُا إِلىَ عَبَدَةِ اْلأَصْنَامِ وَاْلأَوْثاَنِ وَإِلىَ مَنْ تَزْعُمُ أَنَّ مَعَ اللهِ إِلَهاً آخَرَ لآَ إلَهَ إِلاَّ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلاَّ وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ، حَم~ لا يُنْصَرُونَ، حَمِعَسِقَ تُغْلَبُونَ حَم~ وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ تُفْرَقُ أَعْدَاءُ اللهِ وَبَلَغَتْ حُجَّةُ اللهِ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قَوَّةَ إلاَّ بِاللهِ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

MÜSLÜMAN BİLİM ADAMLARI VE BULUŞLARI

MÜSLÜMAN BİLİM ADAMLARI VE BULUŞLARI

MÜSLÜMAN BİLİM ADAMLARI VE BULUŞLARI


İslam Medeniyeti
Ameliyat ve Cerrahi



* Ali Bin Abbas (? - 994) 1000 sene önce ilk kanser ameliyatını yapan müslüman bilim adamıdır.

* Ebu'l Kasım El Zehravi'nin (936 -1013) bulduğu ameliyat yöntemleri ve 200 civarında alet hâlâ kullanılmakta.

* Ammar (11. yüzyıl) ilk katarak ameliyatını kendine has biçimde yapan alimdir.

* İbni Ebi Useybia (1203 - 1270) tıp tarihi hakkında eşsiz bir eser veren doktordur.

* Sabuncu Oğlu Şerefeddin (1386 - 1470) Fatih devrinin ünlü doktor ve cerrahlarındandır.


Anatomi



* Ali Bin Abbas (? - 994) kılcal damar sitemini ilk defa ortaya atan bilim adamıdır. Eski çağın en büyük hekimlerinden olan Hipokrates'in (Hipokrat) doğum olayı görüşünü kökünden yıkmıştır.

* İbn'ün Nefis (1210 - 1288) küçük kan dolaşımını bulan ünlü bir islam alimidir.

* İbrahim Hakkı Erzurumi (1703 - 1780) en ünlü eseri Marifetnâme'de insan fizyolojisi ve anatomisinden bahseden büyük bir mutasavvıftır.


Astronomi



* Maaşallah (? - 815) meşhur islam astronomlarındandır.

* Battani (858 - 929) dünyanın en meşhur 20 astrononumdan biridir.

* Ebu'l Vefa (940 - 998) meşhur bir astronomi bilginidir.

* İbni Yunus (? - 1009) Galileo'dan önce sarkacı bulan astronomdur.

* Beyruni (973 - 1051) dünyanın döndüğünü ilk bulan bilim adamıdır.

* Cabir Bin Eflah (12. yüzyıl) ortaçağın en büyük astronomlarındandır.

* Necmeddinü-l Mısri (13. yüzyıl) çağının ünlü astronomlarından.

* Bitruci (13. yüzyıl) Kopernik'e yol açan, öncülük eden astronomi bilim adamıdır.

* Kadızade Rumi (1337 - 1430) çağını aşan büyük bir astronomi bilgini. Türklerin ilk astronomudur.

* Şemsettin Halili (? - 1397) büyük bir astronomi bilginidir.

* Uluğ Bey (1394 -1449) çağının en büyük astronomu, ünlü bir alim ve hükümdardı.

* Ali Kuşçu (? - 1474) ünlü bir Türk astronomi bilginidir.

* Takiyyüddin Er Raşit (1521 - 1585) İstanbul Rasathanesi'ni ilk kuran, çağından çok ileride ve asrın önde gelen astronomi alimidir.

* Diğer meşhur astronomi alimleri: Muhammed Bin Musa (9. yüzyıl), Dinaveri (815 - 895), Sabit Bin Kurra (? - 901), Macriti (? - 1007), Zerkali (1029 - 1087), İbni Rüşd (1126 - 1198), Nasirüddin Tusi (1201 - 1274), Kazvini (1203 - 1283), Kemaleddin Farisi (? - 1320), Seyyid Ali Reis (? - 1562)


Atom



* Cabir Bin Hayyan (721 - 805) atom bombası fikrinin ilk mucidir. Maddenin en küçük parçası atomun parçalanabileciğini bundan 1200 sene önce söylemiştir.

* Mevlana Celaleddin Rumi (1207 - 1273) ''Eğer bir zerreyi (atomu) kesersen, ortasında bir güneş ve güneş etrafında durmadan dönen gezegenler bulursun'' diyerek, atoma işaret etmiştir.


Bahçecilik



* Bahçeyi çiçek ve sanat eserleriyle süsleyip meditasyon merkezi haline getirenler Araplardı.


Botanik



* Dinaveri (815 - 895) botanikçi bir alim olarak bilinir.

* İbni Sina (980 - 1037) botanik ile de ilgilenmiştir.

* İbni Baytar (1190 - 1248) ortaçağın en büyük botanikçilerindendir.


Coğrafya ve Jeoloji



* İmam-ı Azam Ebu Hanife (? - 767) "El-Muvafekat" adlı eserinde yeryüzünü bir top gibi yuvarlak kabul etmiştir.

* Muhammed Bin Musa (9. yüzyıl) dünyanın çevresini ölçen 3 kardeşten biri.

* Ebu Maşer (785 - 886) med-cezir (gel-git) olayını ilk keşfeden bilgindir.

* İbni Havkal (10. yüzyıl) 10 asır önce ilmi değeri yüksek bir coğrafya kitabı yazmıştır.

* İstahri (10. yüzyıl) minyatürlü coğrafya kitabı yazan bir bilgin.

* Mes'ûdi (? - 956) kıymeti ancak 18. ve 19. yüzyıllarda anlaşılan büyük coğrafyacı. Mesudi günümüzden 1000 sene önce depremlerin oluş sebebini açıklamıştır. Ayrıca eserlerinden yel değirmenlerinin de müslümanların icadı olduğu anlaşılmıştır.

* Beyruni (973 - 1051) Ümit Burnu, Amerika ve Japonya'nın varlığından bahseden ilk bilim adamıdır. Amerika kıtasının varlığını Kristof Colomb'un keşfinden 500 sene önce bildirmiştir. Jeoloji ve coğrafya alanlarında eserler yazmış, çağın en büyük alimidir.

* İbn-i Rüşt (1126 - 1198) "Coğrafya" adlı eserinde: "Bilginler arasında yeryüzünün bir küre şeklinde olduğu konusunda ittifak vardır" demiş ve eserleri yüzyıllarca Avrupa'da okutulmuştur.

* Coğrafya ve jeoloji alanından diğer isimler: Sabit Bin Kurra (? - 901), İbni Sina (980 - 1037), Kazvini (1203 - 1283), İbni Macit (15. yüzyıl), Katip Çelebi (1609 - 1657)


Denizcilik



* İbni Macit (15. yüzyıl) ünlü bir denizci olup, Vasco Da Gama onun bilgilerinden ve rehberliğinden istifade ederek Hindistan'a ulaşmıştır.

* Oruç Reis (1474-1518) en büyük Türk denizcilerindendir.

* Hızır (Barbaros) Hayreddin Paşa (?-1546) 122 kadırga ile 1538 yılında Andrea Doria komutasındaki 600 parcalık düşman armadasına karşı tarihin en büyük deniz zaferini elde etmiştir. Bu seferde Turgut, Salih ve Seyyid Ali Reis'ler de yer almıştır.

* Piri Reis (16. yüzyıl) çeşitli fetihler katılmış, Yemen ve Aden'de Portekiz kuvvetleri ile çarpışmıştır.

* Koca Murat Reis (16. yüzyıl) 1585'te Kanarya Adaları'na yaptığı seferle tanınır.

* İbrahim Efendi (18. yüzyıl) Osmanlılar'da ilk denizaltıyı yapmıştır.

* Diğer meşhur denizciler: Karamürsel Bey (14. yüzyıl), Kemal Reis (1450-1511), Seyyid Ali Reis (? - 1562), Turgut Reis (1485-1565), Salih Reis (?-1566), Küçük Murat Reis (17. yüzyıl), Küçük Hüseyin Paşa (1758-1803).


Fizik



* Hazini (7. yüzyıl) yerçekimi ve terazilerle ilgili izahlarda bulunan bilgin.

* Fergani (9. yüzyil) ekliptik meyli ilk tesbit eden bilgindir.

* Farabi (870-950) ses olayını ilk kez fiziki yönden açıklamıştır.

* İbni Heysem (965 - 1051) islam dünyasının en büyük fizikçisidir.

* Ömer Hayyam (? - 1123) cebirdeki binom veya newton formülünü bulan bilgin.

* Fizik sahasının diğer ünlü isimleri: Kindi (803 - 872), İbni Sina (980 - 1037), Şihabettin Karafi (? - 1285), Kemaleddin Farisi (? - 1320).


Hat Sanatı



* Yakut-ı Mustasımi (13. yüzyıl) Anadolu'da 13. yüzyılın ortalarından başlayıp, 15. yüzyılın ortalarına kadar hat sanatına tesir etmiştir.

* Şeyh Hamdullah (1429-1520) Yakut-ı Mustasımi'nin koyduğu kurallarda bazı değişiklikler yaparak Arap yazısına daha sıcak, daha yumuşak bir görünüm kazandırdı.

* Hafız Osman (1642-98) Arap yazısına estetik bakımdan en olgun biçimini kazandırdı. Bu tarihten sonra yetişen hattatların hepsi Hafız Osman'ı izlemişlerdir.


Halıcılık



* İnsan figürünün kullanılmaması Müslüman dünyasında halıcılığın da gelişmesini sağlamıştır.


Haritacılık



* Kaşgarlı Mahmut (11. yüzyıl) Japonya'yı gösteren, bilinen en eski dünya haritasının sahibidir.

* İdrisi (1100 - 1166) yedi asır önce bügünkine çok benzeyen dünya haritası çizmiştir.

* Mürsiyeli İbrahim (15. yüzyıl) Piri Reis'ten 52 sene önce bugünkine uygun bir Akdeniz haritası çizmiştir.

* Piri Reis (16. yüzyıl) dünya haritalarıyla tanınmıştır. Rus tarihçi Sergey Manukov, Piri Reis'in 1513'te çizdiği haritasının benzerini hazırlamanın ancak dünyanın uydudan çekilmiş fotoğraflarıyla mümkün olduğunu bildiriyor.


Havacılık



* İbni Firnas (? - 888) Wright kardeşlerden önce 1000 sene önce ilk uçağı yapıp uçmayı gerçekleştiren alim.

* Hazerfen Ahmed Çelebi (17. yüzyıl) havada uçan ilk Türk ve planörcülüğün öncüsüdür.


İlim Merkezleri



* Halife Me'mun (813 - 832) tarafından devlet merkezi olan Bağdat’ta ilk dâimi rasathane kurulmuştur.

* Fas'taki Karaviyyin Camii Medresesi 859’da kuruldu.

* Kahire'deki el-Ezher Camii Medresesi 972’de ve yine aynı şehirde Dâr'ul Hikmet 11. asırda kurulmuş oldular.

* Endülüs'teki Kurtuba Medresesi ise 10. asrın bidâyetinde kurulmuştur.

* Sultan Bayezit Külliyesi'nde 1488 yıllarından itibaren, Tıp Medresesi'nde okuyan öğrenciler staj görmüştür. Bayezit Külliyesi'ne bağlı şifahanede akıl ve ruh hastaları tedavi görürdü ve tedavi için müzik, çiçekler, çeşitli av etleri ve ilaçlar kullanılırdı.


Kimya



* Razi (864 - 925) asırlar boyunca Avrupa'ya ders veren ünlü bir kimyagerdir.

* Alkol, sülfürük asit ve nitrik asit maddeleri Müslümanlar tarafından keşfedildi.


Matematik ve Geometri



* Harizmi (780-850) sıfır rakamını bulmuş ve ilk cebir kitabını yazmıştır.

* İbni Türk (9. yüzyıl) cebirin temelini atan islam bilgini.

* Ebu Kamil Şuca (? - 951) Avrupa'ya matematiği öğreten islam bilgini.

* Ebu'l Vefa (940 - 998) matematik ve astronomi bilginidir. Trigonometriye tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı kazandıran matematik dehasıdır.

* Macriti (? - 1007) matematikte başkan kabul edilen Endülüslü matematikçi.

* Gıyasüddin Cemşid (? - 1429) ondalık kesir hakkında ilk eser yazan matematikçidir.

* Mağribi (16. yüzyıl) Çağının en büyük matematikçilerinden. Mağribinin eseri olan "Tuhfetü'l Ada" isimli kitabında üçgen, dörtgen, daire ve diğer geometrik şekillerinin yüz ölçümlerini bulmak için metodlar gösterilmiştir.

* İsmail Gelenbevi (1730 - 1791) 18. yüzyılda Osmanlılar'ın en güçlü matematikçilerindendir.

Matematik ve geometride diğer ünlü sahıslar: Kindi (803 - 872), Muhammed Bin Musa (9. yüzyıl), Sabit Bin Kurra (? - 901), Kerhi (? - 1029), İbni Rüşd (1126 - 1198), Nasirüddin Tusi (1201 - 1274), Kemaleddin Farisi (? - 1320), Seyyid Ali Reis (? - 1562).


Mikrobiyoloji



* Akşemseddin (1389 - 1459) Pasteur'den önce mikrobu bulan ilk bilim adamı. İstanbul'un manevi fatihi ve büyük bir mutasavvıftır.

* Kambur Vesim (? - 1761) verem mikrobunu Robert Koch'dan 150 sene önce keşfeden ünlü doktor.


Mimari



* 15. yüzyıldan kalan "Kapalı Çarşı" kalın duvarlı, bir seri kubbe ile örtülü eski iki yapıdan ibaret iken, etrafı sonraki yüzyıllarda gelişen sokakların üzerleri örtülerek, ekler yapılarak bir alış veriş merkezi haline gelmiştir. Dünyanın en eski ve en büyük kapalı çarşısı İstanbul şehrinin merkezinde yer alır ve 31 hektar alanda 60 kadar sokak ile 4000'den fazla dükkân içermektedir.

* Mimar Hayrettin (15. yüzyıl) 100 kadar kubbe ile kapalı Sultan Bayezit Camii ve külliyesinin mimarıdır.

* Mimar Sinan (1489 - 1588) seviyesine bugün bile ulaşılamayan bir mimari ve sanat dahisidir.

* Sedefkâr Mehmet Ağa (16. yüzyıl) Türkiye'nin tek altı minareli camisi olan Sultan Ahmet Camii'nin mimarıdır.

* Şah Abbas'ın (16. yüzyıl) yaptırdığı, Şah veya İmam Meydanı olarak bilinen İsfahan şehir merkezi, dünyanın en büyük şehir meydanlarından biridir. 560'a 160 metre büyüklüğündeki meydanda camiler, saray, pazar, mahkeme, oyun- ve kutlama alanları bulunmaktadır.


Optik



* Kindi (803 - 872) optikle ilgili eserleri kaynak olan bilgin.

* İbn-i Heysem (965-1051) optik ilminin kurucusu kabul edilir.


Sanat



* Saygın bilim dergisi Science'taki bir araştırmaya göre, İslam âlemindeki sanatçıların çinilerde kullandıkları geometrik desenlerin formülünü Batılı matematikçiler 500 yıl sonra keşfedebildi.

* 16. asır ortalarında Mir Muhammed Tahir tarafından Hindistan'da yapılmaya başlandığı rivayet olunan ebruculuk, buradan İran'a ve sonra da İstanbul'a kadar yayılmıştır. Aynı yüzyılın sonlarında, İstanbul'dan Avrupalı seyyahlar tarafından kendi memleketlerine götürülen ebru kağıtları önce Almanya'da, sonra da Fransa ve İtalya'da mermer kağıdı veya Türk mermer kağıdı, hatta sadece Türk kağıdı adıyla tanınıp benimsenmiş ve oralarda da yapılmaya başlanmıştır.

* İznik çinisi 16. ve 17. yüzyılda dünyanın en değerli çinileri arasında sayılıyordu.

* 1630 - 1652 yıllarında tamamlanan Tac Mahal dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilir. Yapının mimarları, Mimar Sinan'ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi ile yapıdaki yazıları yazan Hattat Serdar Efendi eserin yapımı için, Şah Cihan tarafından İstanbul'dan davet edilmişlerdi.


Savaş Teknolojisi



* Çinlilerin icad ettiği barutla 12. yüzyılda tanışan müslümanlar, 13. asrın yarısında alev püskürterek hareket eden, gök gürültüsü gibi sesler çıkaran roketler icad etti.

* Mehter (14. yüzyıl) dünyanın en eski askeri bandosudur.

* Fatih Sultan Mehmet'in (1432 - 1481) kendi icadı olan ve adı "Şahi" olan topların ağırlığı 17 ton ve bakırdan dökülmüş olup, 1.5 ton ağırlığındaki mermileri 1 km. ileriye atabiliyordu. Bu topları 100 öküz ve 700 asker ancak çekebiliyordu.

* Lagarî Hasan Çelebi (17. yüzyıl) füzeciliğin atası ve Osmanlılar'da ilk defa füze ile uçan bilgindir.

* 3. Ahmed (18. yüzyıl) zamanında humbaracılardan Ali Ağa "Tulumba" adını verdiği roketler icad etti.


Seyyahlar



* İbn Fadlan (10. yüzyıl) Avrupa ve İskandinavya hakkında çok detaylı bilgiler sunmuş, müslüman bir diplomat ve seyyahtır.

* İbni Battuta (1304 - 1369) ülke ülke, kıta kıta dolaşan büyük bir müslüman seyyahtı. Üstteki haritada gezdigi bölgeler gösterilmekte.

* Evliya Çelebi (1611 - 1682) büyük Türk seyyahı ve meşhur Seyahatname'nin yazarıdır.


Sosyloji ve Psikoloji



* İhvan'üs Safa (10. yüzyıl) ahlak ve çeşitli mevzularda eserler bırakmıştır.

* İbni Haldun (1332 - 1406) tarihi ilim haline getiren sosyolojiyi kuran mütefekkir. Psikolojiyi tarihe uygulamış, ilk defa tarih felsefesi yapan büyük bir islam tarihçisidir. Sosyolog ve şehircilik uzmanı.

* İbrahim Hakkı Erzurumi (1703 - 1780) büyük bir sosyolog ve psikologdur.


Tarım



* İbni Avvam (8. yüzyıl) tarım alanında ortaçağ boyunca kendini kabul ettiren bilgin.


Tedavi ve Eczacılık



* Huneyn Bin İshak (809 - 873) göz doktorlarına öncülük yapan bilgin.

* Sabit Bin Kurra (? - 901) tıp tarihinde ilk olarak kızıl ve kızamık hastalıklarını keşfetmiştir.

* Razi (864 - 925) keşifleri ile ün salan doktor ve klinikçi.

* İbni Cessar (? - 1009) cüzzam hastalığının sebeb ve tedavilerini 900 sene önce açıklayan bir müslüman doktor.

* İbni Sina (980 - 1037) eserleri Avrupa üniversitelerinde 600 sene temel kitap olarak okutulan dahi doktor. Hastalık yayan küçük organizmalardan bahsetmiş ve dış belirtilere dayanarak teşhis koyma yöntemini geliştirmiştir.

* Ali Bin Rıdvan (? - 1067) batıya tedavi metodlarını öğretmiş bir islam alimidir.

* Ali Bin İsa (11. yüzyıl) İlk defa göz hastalıkları hakkında eser veren müslüman bilim adamı.

* İbni Zuhr (1091 - 1162) Endülüs'ün en büyük müslüman doktorlarından, Avrupa'da eserleri asırlarca ders kitabı olarak okutuldu.

* İbni Rüşd (1126 - 1198) büyük bir doktordur.

* İbni Baytar (1190 - 1248) ortaçağın en büyük eczacısıdır.

* İbni Hatip (1313 - 1374) vebanın bulaşıcı hastalık olduğunu ilmi yoldan açıklayan doktor.

* Sabuncu Oğlu Şerefeddin (1386 - 1470) Fatih devrinin ünlü doktor ve cerrahlarındandır.


Teknoloji



* Halife Hazreti Ömer r.a. (7. yüzyıl) zamanında ilk yel değirmenleri kullanılmaya başlanmıştır.

* İbni Fazıl (739 - 805) 12 asır önce ilk kağıt fabrikasını kuran vezir.

* Abbasiler döneminde (10. yüzyıl) yasamış olan Benu Musa kardeşler "Otomatik Kontrol Sistemi"nin öncüleri olarak kabul edilir.

* İbni Karaka (? - 1100) 900 yıl önce torna tezgahı yapan bilgin.

* Cabir Bin Eflah (12. yüzyıl) çubuklu güneş saatini bulan ilk bilim adamıdır.

* Cezeri (1136 - 1206) ilk sistem mühendisi, ilk sibernetikçi, elektronikçi ve bilgisayarın babası.

* Dünyada pusula ilk olarak Müslümanlar tarafından icad edilmiş ve onlardan Çinliler, Hindliler ve Avrupalılar almıştır.

* Su basıncıyla çalışan saatler yerine, ağırlıkla çalışan saatler ilk defa Müslümanlar tarafından icad edildi.


Yardımseverlik ve Kardeşlik



* Peygamber Efendimiz'in Mekke'den Medine'ye hicreti Miladi 622 târihinde Muharrem ayında vuku bulmuştur. Tarihte, Muhacirler ile Ensar arasındaki kardeşlik kadar kuvvetli bir bağlantı kurulduğu ve bu kadar birbirine candan kaynaşan insanlar görülmemiştir. Medine'liler yerlerini yurtlarını bırakarak gelen Muhacirlere kardeş elini uzatmışlar, onları evlerinde müsafir olarak barındırmışlar, mallarını, ekmeklerini onlarla paylaşmışlar, iş ve aş bulmuşlar ve böylece, onlara yurtlarından ayrılmanın acısını çektirmemişlerdir.

* Müslümanları ve Yahudileri, Engizisyon mahkemelerinde cayır cayır yakılmaktan Kemal Reis komutasındaki Osmanlı donanması kurtarmıştır. Sultan II. Bayezid 1493'te Yahudileri kabul etmiş ve insanca muamele edilmesini emreden bir ferman yayınlamıştır. Müslümanlar ise Fas'a nakledilmiştir.

* 1566'da Açe Hükümdarı, Osmanlı Devleti'ne bağlılığını bildirmek ve yardım istemek için heyet gönderir. Osmanlılar da Müslümanları korumak için Süveyş iskelesinden on beş kadırga, iki savaş gemisi ile İstanbul'dan top dökücübaşı ile yedi topçunun yanı sıra yeterli sayıda Mısır askeri görevlendirilerek kaleler için yeteri kadar top, tüfek vesair savaş araç gereci verilmesini emretmiş ve bu askerlerin başına İskenderiye eski kaptanı Kurdoğlu Hızır'ı tayin etmiştir.

* 1578 yılında Fas Sultanı'nın da ricası ile Fas'a giden Ramazan Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri Vadi-üs Sebil'de yapılan savaşta Portekiz kuvvetlerini yendiler ve böylece Fas Sultanlığı Osmanlı himayesine alındı.

* 1853 yıllarında Açe halkı, Kırım Savaşı'na giren Osmanlı'ya destek olmak için 10 bin İspanyol Filorini göndermiştir.


Yemek Kültürü



* Ali Bin Nafi (9. yüzyil) çorbadan sonra et ya da balık yemeğiyle devam eden ve meyve ya da tatlıyla son bulan akşam yemeğini restoranında uygulamaya başlamıştır.

* Rhazes (10. yüzyil) kahve hakkinda ilk kez yazan bilgindir. Kahve zamanla Arap Yarımadası'nda, Osmanlılar'da ve daha sonra Avrupa'da yaygınlaşmıştır.


Zooloji



* İbni Sina (980 - 1037) zoolojiyle de ilgilenmiştir.

* Demiri (1349 - 1405) Avrupalılardan 400 yıl önce ilk zooloji ansiklopedisini yazan alimdir. "Hayat'ül Hayavan" isimli kitabı yazmıştır.